Peygamber efendimizin tedavi yöntemleri, Peygamberimizin sağlıkla ilgili tavsiyeleri,

1— Peygamber efendimizin tedavi yöntemleri, Peygamberimizin sağlıkla ilgili tavsiyeleri, İslami tedavi yöntemleri, Tıbbı nebevi, Konularını İşlicez Ve Sürekli Güncel Konular Açılıcak.!




Allah rasûlü`nün (S.A.V.) bu hususlardaki tutumu, tedaviyi kendisine uy-gulaması, ehl-i beytten ve ashabtan hasta olanlara da bu şekilde kendilerini tedavi etmelerini emretmesiydi. Hekimlerin "akrabâdîn"*1* dedikleri mürek-kep ilaçlan kullanmaz, çoğunlukla bayağı/sâde (besin cinsinden olan) ilaçları kullanırdı. Bu ilaçlan da çoğunlukla (hastalığın nekahet dönemini atlatmaya) yardımcı olacak yada (ateşinin) yükselmesine engel olacak zamanlarda kul-lanırdı.

Çok farklı cinslerde olmakla birlikte, Arap, Türk ve kırsal kesimde yerleşmiş olan bedevilerin hepsinin tedavide kullandıkları usul çoğu zaman bu basit ilaçların kullanımıdır. Mürekkep (karışık) olan ilaçlar ise Rumlar ve Yu-nanlılar tarafınca kullanılmıştır. Hindlüerin ekserisinin tedavi şekli de sıradan ilaçlarladır.

Hekimler, tedavisi tabiî besin ile olabilecek bir hastalığı İlaçla tedavi etmemek, sıradan ilaçla tedavi edilebilecek bir hastalığı mürekkep ilaçlarla tedavi etmemek gerektiğinde ittifak etmişlerdir.

Denir ki, herhangi bir hastalık normal gıdalarla ve perhizle iyileşme gösteriyorsa, başka bir ilaç terkibi yapmış olup, hastaya vermeye gerek yoktur.

Yine şöyle derler: doktor, hastaya hemen ilaç içirmeye çalışmamalıdır. Çünkü, bedende o hastalığı çözecek bir zıd madde olmadığı, zıddı var fakat muvafık olmadığı, muvafık bir zıd madde var fakat kemiyyet ve keyfiyet olarak gereğinden fazla bulunmuş olduğu vakit hastayı sağlığına kavuşturmaya girişim eder. Aksi şekilde boşuna uğraşmış olur. Tecrübeli hekimler genellikle önce bayağı ilaçlarla tedavi yolunu araştırmışlardır. Bu şekilde hareket eden hekimler tıbbın üç türlü tedavi yolundan birine mensup olanlardır.

Bu görüşlerin en kısaca, tedavide ilaç olarak doğal olarakî besin cinsinden olanlarını kullanmaktır. Çoğunlukla tedavide bayağı ilaç kullanan milletlerin hastalıkları gerçekten azdır. Tedavileri de basit ilaçlarladır. Fakat, karışık gıdalarla beslenen şehirliler, her zaman mürekkep (karışık) ilaçlara muhtaçtırlar. Bunun sebebi, onların hastalıklarının çoğu zaman mürekkep olmasıdır. Dolayısıyla da mürekkep ilaçlar onlar için daha faydalıdır.

Çöllerde ve kırsal kesimlerde yerleşik olan İnsanların hastalıkları sıradan ve sade_ojduğundan, tedavilerinin mütevazi ilaçlarla olması kâfi geliyor. Bunlar tırsan`atı açısından getirilen kanıt-lardir.

Ancak biz deriz ki: Peygamber efendimizin tedavi yöntemleri, S.A.V. usulünde bir başka incelik vardır. Önde gelen ve mütehassıs hekimlerin de itiraf etmiş olduğu benzer biçimde; hekimlerin tedavi usullerinin Hz. Peygamber efendimizin tedavi yöntemleri, S.A.V. nisbeti, kâhinlerin ve kocakarı ilaçlarının hekimlerin tedavisine nisbeti gibidir.

Nitekim tabip-ler, tıp bilimsel hakkında; karşılaştırma, tecrübe, esin, rüya, isabetli görüş, hay-vanların kendilerini tedavi ettiği usullere bakılarak elde edilmiş bir ilim oldu-ğunu söylemişlerdir. Nitekim biz kedileri, zehirli bir şey yediğinde tedavi ol-mak için kandile tırmanıp (başını) kandilin yağına daldırdığını; yılanların de-liklerinden çıktıklarında bazan gözleri görmez olduğunda, dere otu nevinden bir oitki oian râziyâne yaprağına gözlerini sürdüğünü; tabiatında bir daralma olan kuşun, deniz suyuyla içini boşalttığını hep müşahede ediyoruz. Bütün bunlar ve benzeri bilgiler tıbbın başlangıç konularında (tıbba giriş) ele alınmaktadır.

Bu ve benzerlerinin, Allah`ın c.c. yarar ve zarar verecek şeyleri Peygamberi`ne s.a.v. bildirdiği vahyin yanında ne değeri olabilir ki? Hekimlerin bilgisi dahi-ünde olan tıb ilminin vahye olan nisbeti, peygamberlerin sünnet olarak getirmiş bulunduğu ilimlerin tabiblerinkine olan nisbeti gibidir.

Kim bilir burada büyük hekimlerin dahi akıllarının eremiyeceği, ilim, tecrübe ve mukayeseie-riyle tedavi edemiyecekleri hastalıkların ilaçları vardır. Bunlar kalbî, ruhanî ilaçlardır: Kalbin kuvvetlenmesi, allah`a c.c. itimad etmesi, O`na tevekkül etme-si, O`na sığınması, O`nun huzurunda boynu bükük ve derli toplu olması, O`na karşı tevazulu olması, sadakatli olması, yakarış, tevbe ve istiğfar etmesi, sıkıntılı bireyin sıkıntısını gidermesidir. Dinleri ve milletleri ayrı olmakla beraber, her ümmet bunları deneyim etmiş ve en bilgili hekimin tecrübesi ve mukayesesiyle ulaşamadığı ölçüde şifâya kavuşmuştur.

Bizler ve başkaları bu manevî ilaçların çoğunu deneyim ettik ve onların; his-sî ilaçların yapamadığı etkiyi yaptığını görmüş olduk. Belki de ruhanî ilaçların hissî ilaçlara göre kıymeti, hekimlerin nezdinde kâhinlerin ilaçlarının kıymeti kadar-dır. Bu, ilâhî hikmet kanunu akışına uygun olup ondan ayrı değildir. Yalnız sebepler çeşit çeşittir.
Kalb ne vakit âlemlerin Rabbi ile, hastalığı ve devayı yaratan, insan tabiatı ve mizacında dilediği şekilde önlem ve tasarrufta bulu-nan Allahile olursa, allah`tan uzak ve O`ndan yüz çevirmiş olan kalbinin bir türlü kabul edemediği daha başka ruhanî ilaçlara ulaşır. Bilindiği benzer biçimde; ruhlar güçlendiğinde, nefis (ruh) ve doğa güçleri birbirlerine o hastalığı defetmek ve yenmek için yardımcı olurlar.

Doğan (bedeni) ve nefsi (ruhu) güçlenen, yaradanına yaklaştığından dolayı ferahlayan, O`nunla ünsiyet kuran, O`nun için seven, zikriyle nimetlenmiş olan, tüm güçlerini O`na yöneltip O`nda toplayan, O`ndan yardım dileyen ve O`na tevekkül eden kişinin bu ruhanî ilaçlarının, ilaçların en büyüğü bulunduğunu» elem ve hastalığı yok etme gücünü kişiye verdiğini inkâr iyi mi mümkün olur?

Bu şekilde bir inkâr ancak insanların en cahili, en perdelisi, en katı ruhlusu, Allah`tan c.c. ve insaniyetten en uzak olanından beklenir. înşâtanrı ileride rukye (yakarış) olarak, bir yıîan tarafından ışınlan kişiye Fâtiha-i şerife okunduğunda sanki hiç elemi yokmuş şeklinde ayağa kalkmasının hangi sebepten meydana geldiğini açıklayacağız.

İşte bu iki tür tedavi Hz. Peygamber efendimizin tedavi yöntemleri, s.a.v. dir. Bizler, allah`ın c.c. gücüyle, takatimiz ve cehdimiz kadar bilgilerimiz, karışık irfanımız, değersiz mal-zememizle bu konuyu ele alacağız. Fakat gene de hepimiz, hayrın tamamı elinde olan Allah`ın c.c. fazl ve keremini diliyoruz. Çünkü O Aziz (yegâne hükümran) ve Vahhâb (istemeden veren)dir.

Peygamber efendimizin tedavi yöntemleri, Peygamberimizin sağlıkla ilgili tavsiyeleri, İslami tedavi yöntemleri, Tıbbı nebevi, konuları sürekli güncellenip yeni konuları sizlere sunacağım, takipde kalınız.

Aklınıza takılan herhangi bir soru olursa yazmaktan çekinmeyin.
Yorum yapmayıda unutmayın lütfen.!